Bilgiler

Siyah Mercimek Mucizesi

Siyah Mercimek Mucizesi

Mercimeğin sarısı olur, yeşili olur, kırmızısı olur da siyahı olur mu demeyin. Bal gibi de olur, hem de öyle bir sağlıklı olur ki sormayın. Son zamanlarda hem lezzetli hem de sağlıklı beslenmek isteyenlerin sofralarında yer almaya başlayan siyah mercimek ile yapabileceğiniz birçok yemek mevcut. Bu mercimeği dışarıda Beluga mercimeği veya siyah mercimek olarak bulabilirsiniz.

Siyah Mercimek Faydaları Saymakla Bitmiyor

Öncelikle bu mercimek türünün baya zengin bir lif kaynağı olduğunu söylemek gerekiyor. Bir günde sadece 120 gram  tükettiğinizde günlük lif ihtiyacınız karşılanmış oluyor. Ayrıca bünyesinde antosiyanin diye bir madde bulunduruyor ki bu maddenin neden önemli olduğuna hemen değinelim. Antosiyanin gün içerisinde maruz kaldığınız radyasyon, çevre kirliliği gibi sebeplerle vücudunuza giren serbest radikallerin hücrelerinize zarar vermesinin engelleyen bir madde. Serbest radikaller de kanser gibi çok ciddi hastalıklara sebep olmalarıyla bilinirler. Yani buradan çıkaracağımız sonuç siyah mercimeğin kanser olmanızın önüne geçmeye yardımcı olduğudur.

Siyah Mercimek Mucizesi

 
 

 

Normalde yemeye alışık olduğumuz mercimeklerde olduğu gibi siyah mercimekte de birçok vitamin, mineral ve protein vardır. Ancak bunların yanı sıra demir, fosfor ve folik asit de içermektedir. Diyet yapanlar için de oldukça rahat tüketilebilecek bir besindir. Eğer siyah mercimek bulmakta sıkıntı çekiyorsanız diğer mercimekler arasında siyah mercimeğe besin değerleri olarak en yakın olan yeşil mercimeği tercih edebilirsiniz.

Pişirme Ayrıntıları

  • Siyah mercimeği pişirmeden önce ayıklamanız gerekiyor.
  • Daha sonra bir tencereye dökün ve üzerini az miktarda aşacak kadar su ekleyin. 15-20 dakikada mercimekler kaynamış olacaktır. Ancak siyah mercimeğin diğer mercimeklerde olduğu gibi pişirince lapa gibi olmasını beklemeyin.
  • Pişirdiğinizde siyah mercimek formunu kaybetmeyecektir. Bu nedenle mercimek pişmedi bir türlü diye saatlerce mercimeği kaynatmaya sakın kalkmayın.
  • Lapa bir kıvam almadığı için siyah mercimek ile çok çeşitli yemekler yapabilirsiniz. Çorba olarak da tüketebilirsiniz, meze olarak da hazırlayabilirsiniz. Salatalarınıza siyah mercimek katarak besin değerlerini arttırabilirsiniz. Siyah mercimeğin yanında güzel gideceği bir diğer besin ise somon olacaktır. Somonu veya kırmızı eti servis ederken siyah mercimekli sunumlar hazırlayabilirsiniz.
Ekmek sigara gibi bağımlılık yapıyor

Bu ülkede ekmek yememe devrimi yapılması gerekiyor!

 

Ama hayat da ekmeksiz geçmez ki! Hiç olmazsa sabah bir dilim kızarmış ekmek filan... Başka türlüsü mümkün değil ki, yapamayız! 


-İşte güzel söylediniz! Yapamayız dediniz. Neden yapamıyoruz? Ben söyleyeyim: Çünkü modern buğdayda “aminopektin A” diye bir protein var ve bu protein, beyinde morfin reseptörlerine bağlanıyor. Bunu ben söylemiyorum. Yapılan araştırmalar söylüyor. Onun için bırakamıyoruz. Sigarayı bırakamamak gibi. Müthiş bir bağımlılık. Bence ekmek, bu ülkedeki en tehlikeli alışkanlık! Bir devrim gerçekleştirmek ve bunun önüne geçmek gerekiyor..

 

Siz hiç ekmek yemiyor musunuz?


- Hayır. Biz senelerdir almayız. Ekmek de almayız, şeker de. Meyve suyu da almayız, meyve de almayız. Tek aldığımız meyve, kuruyemişler, biraz da taze incir ve kuru incir.


Arada lokantada filan, kimse görmeden bir lokma ekmeği ağzınıza attığınız olmaz mı?


- Hayır olmaz! Lokantaya gittiğimiz zaman ekmek getiriyorlar, “Kaldırın!” diyoruz. “Aa tamam! Siz Karatay’sınız!” diyorlar. 


İyi de ekmek kutsal bizde...


- Hayır, ekmek kutsal değil, kutsal olan o eski ekmekti! Bu tüketilenler iyi ekmek değil. İçinde katkı maddesi olmayan ekmek iyidir. Eskiden yediğimiz lavaş iyiydi. Evde açılan sac ekmeği iyiydi. Eski ekmeklerin mayası ekşi mayaydı. Türkiye’de Kastamonu’daki siyez buğdayı, Kars’taki kavılca, bir de Hatay’da karakılçık gibi bizim genetiği bozulmamış  buğdaylar yetişmekte. Ben onlara karşı değilim, hibrit ve genetiği bozulmuş buğdaya karşıyım.

Kronik bir zehir olarak modern buğday

GIDA GÜVENLİĞİ HAREKETİ, 27.05.2013 00:31:00

Buğday 'yeşil devrim' adlı 'kara bela'nın hibritleştirmek için üzerinde ilk işlem yapılan daha doğrusu şeyatının ilk mücadale ettiği bitki. İşte yeni 'buyday'ın zararları:

Sağlık haber portalı preventdisease.com’un bir analizine göre “modern buğday” kronik bir zehirmiş. Biz bu tarz haberleri ülkemizde son zamanlarda ivme kazanan “gıda güvenliği” ile ilgili hareketlere destek olsun diye veriyoruz, örneğin bir araştırmacı-yazar bizim tvlere çıkıp “buğdayın tehlikelerinden” bahsedince hemen birileri fena bozuluyor, ve horoz dövüştürme zihniyetinde program yapan tv yapımcılarımız olduğu sürece ortalık kuru gürültüden pek geçilmiyor.

Oysa işte preventdisease.com diye yeni bir portal keşfediyoruz, içinde normalde kendilerine pek mikrofon uzatılmayan doktorların ve gıda uzmanlarının görüşlerine yer veriliyor, ismi de manidar bu portalın “hastalıkları önleme”.

Zaten bütün mesele de bu değil mi, modern tıp insanı tedavi etmek üzerine kurulu, asıl mesele hastalıkların önüne geçmek.

YAPISINA MÜDAHALE EDİLMİŞ YENİ BUĞDAY KRONİK BİR ZEHİR

Buğday üzerine kitapları olan kardiyolog Dr.William Davis modern buğdayın aslında buğday ile ilgisi olmadığını, “kronik bir zehir” olduğunu iddia ediyor. Rafine edilmemiş haliyle bile buğday, “antik genetik bağlarına” kıyasla besin değerinin %30′unu kaybetmiş durumda, Davis’e göre.

Bu “kronik zehir” olarak adlandırılan buğday eklem iltihabından, obeziteye, depresyondan diabete kadar pek çok hastalığın tetikleyicisi olarak görülüyor. Dr.Davis insanlara “gerçek gıda” olarak avakado, zeytin, zeytin yağı ve sebze çeşitlerini tavsiye ediyor.

Bizce bu “modern buğday” tabiri önemli zira milyonlarca insan günümüzdeki buğdayın tarihteki buğday ile aynı olduğunu düşünebiliyor.

Bu videoda konu ile ilgili detaylı bilgi var, bizim ilgimizi çeken CBS gibi iri medyaların da böylesi konulara ilgi göstermesi.

KAVUSZUZ ARPA BAĞIŞIKLIĞIN SİGORTASI

Bu ekmeği bolca yiyin!

İHA 

Sağlık Haberleri

 

Giriş Tarihi: 17.1.2016  16:50

Ankara Büyükşehir Belediyesi Halk  Fabrikası Genel Müdürü Ali İlkbahar, ürettikleri "kavuzsuz arpa ekmeğinin", bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve bu nedenle son günlerde artış gösteren grip ve domuz gribine iyi geldiğini belirterek, bu hastalıklara karşı kavuzsuz arpa ekmeği tüketilmesini önerdi.

Kavuzsuz arpa ekmeğinin, beta- glukan açısından zengin olduğunu belirten Ali İlkbahar, "Kavuzsuz arpa, beta glukan açısından çok zengindir. Buğdayın ve ekmeğin kabuğunda bulunan beta glukan, kavuzsuz arpa ve ekmeğinde 10 kat daha fazladır. Arpa ekmeğinin bütün alanlarında mevcuttur diye konuştu.



Kavuzsuz arpa ekmeğinin sağlığa çok yararlı olduğunu, diyabet hastaları için önemli bir besin kaynağı özelliği taşıdığını bildiren İlkbahar, şu bilgileri verdi:

"Beta glukan içeren ekmeğin, bağışıklık sistemini güçlendirip, kansere, gribe, özellikle domuz gribine karşı bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olduğu, kan şekerini ve kolesterolü düşürdüğü, yüksek lif içeriği nedeniyle kolon kanserine karşı koruyucu etkiye sahip olduğu, uzun süren bilimsel araştırmalar sonunda ortaya konulmuştur.

KAVUZSUZ ARPA NEDİR?

Kültüre alınmış arpaların, tane yapılarına göre kavuzlu ya da kavuzsuz olarak 2 ana kategoriye ayrıldığını belirten Ali İlkbahar, kavuzlu arpaların, daha çok hayvan beslenmesinde ve malt endüstrisinde kullanılırken, işlenmesi ve yenilebilirliği kolay olmasından dolayı kavuzsuz arpaların daha çok insan gıdası olarak kullanıldığını söyledi. İlkbahar, şöyle devam etti:

"Kavuzsuz arpalar, herhangi bir kavuz ayırma işlemine gerek duyulmadan gıdalarda kullanılabilir. İçeriğindeki beta-glukan, çözünen ve çözünemeyen besinsel lif oranları yüksektir. Birçok farklı tahılın sadece dış kepek tabakası lif içermesine rağmen, arpa tüm tanesinde lif içerir."
Kavuzsuz arpalı , Hacettepe Üniversitesi, Halk Ekmek Fabrikası ve Gıda ile Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nün ortak çalışmaları sonucunda 2013 yılında imzalanan protokolün ardından üretilmeye başlandı. 100 gram olarak üretilen kavuzsuz arpalı ekmek, 50 kuruştan Halk Ekmek büfelerinde ve 7 farklı satış yerinde satışa sunuluyor.

BETA GLUKAN, BAĞIŞIKLIĞIN SİGORTASI

Bağışıklık sisteminin sigortası olarak nitelendirilen "beta-glukan" molekülü, mevsimsel değişiklikle birlikte artan salgın hastalıklara karşı etkili bir molekül olarak biliniyor. Beta-glukan'ın sık enfeksiyon geçiren, uzun süre antibiyotik alan çocuk veya erişkinlerde bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahip olduğu, yapılan yüzlerce araştırmada kanıtlandı. Yapılan araştırmalarda doğal yollarla beta-glukan almak mümkün olmadığı için mevsim değişikliklerinde, grip gibi salgın hastalık dönemlerinde her gün " Kavuzsuz arpalı ekmek" yenilerek vücudun direnci artırılabilir.
Teff tahılının faydaları ve özellikleri nelerdir?

Teff tahılının faydaları ve özellikleri nelerdir?

Teff tahılının faydaları ve özellikleri nelerdir?

Taf ya da khakshir olarak da bilinen teff, Kuzey Etiyopya’da bulunan ve yılda bir kez ekilen, çok ufak taneli, yumuşak ve tatlı bir bitki.

Beyaz, kırmızı ve kahverengi olarak üç çeşidi bulunan teff, dünyadaki en küçük tahıl tanesi olarak da biliniyor. Tadı kestaneye benzeyen beyaz; yüksek demir içeren kırmızı ve fındık tadında kahverengi teff’in faydaları saymakla bitmiyor.


En çok Etiyopya’nın dağlık kesimlerinde yetişse de Mısır, Uganda, Avustralya, Birleşik Devletler ve Kanada’da da teff üretimi yapılıyor.

Teff ununu normal un kullandığımız tüm tariflerde kullanabiliriz. Teff gevreğini de kahvaltılarda, ara öğünlerde yoğurt veya salatalarla tercih edebiliriz. Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger çok moda olan teff tahıl ürününün özelliklerini şöyle sıralıyor;

Teff tahılının özellikleri saymakla bitmiyor

teff

  • Demir, kalsiyum ve çinko gibi minerallerden oldukça zengin bir kaynaktır.
  • Teff unu, beyaz undan daha fazla demir içerir.
  • Yüksek lif içeriğinden dolayı sindirim sistemi üzerinde olumlu etkilidir. Kabızlık şikayetine karşı koruyucudur.
  • İçerdiği komplex karbonhidratlardan dolayı kan şekerini daha kolay kontrol altına alır, özellikle insülin direnci veya diyabeti olan kişiler rahatlıkla tüketebilir.
  • Antioksidan içeriği ile kansere karşı koruyucu özelliktedir.
  • Prebiyotik etkisiyle sindirim sistemimizde bulunan dost bakterilerimizi yani probiyotiklerin sayısını arttırarak bağırsak floramızı dengeleyebiliriz.
  • İştah kontrolüne yardımcıdır. Kilo verme diyetlerinde güvenle kullanılabilir.
  • Ayrıca glütensiz bir ürün olduğu için glutene duyarlı kişilerin rahatlıkla kullanabileceği bir alternatiftir.
Siyah Nohut

Siyah Nohut

Siyah Nohut; Halk arasında Kara Nohut diyede bilinir.Lifli yapısı i ile sağlıklı  zengin, mineral ve vitamin sahip olduğundan besleyici bir bitkidir.Siyah nohut da antioksidan magnezyum folik asit  bol miktarda  bulunmaktadır.  Siyah nohut da antioksidan magnezyum folik asit  bol miktarda  bulunmaktadır. Siyah nohut zengin demir ve vitamine sahip olduğundan Anemi rahatsızlıklarına önerilmektedir. Siyah nohut da antioksidan magnezyum folik asit  bol miktarda  bulunmaktadır.
Siyah Nohut


Siyah Nohutun Kullanım Alanları
  • Sırt ağrılarına  iyi gelir.
  • Cinsel gücü arttırdığın dan   erkek develerde yem olarak kullanılır.
  • Dalak ,karaciğer kanallarındaki tıkanıklığı giderir.
  • Bağırsakları  yumuşatır.
  • Diş ağrısını giderir
  • Siyah nohut pilav ve çorba yapımında  kullanıldığın da besleyici ve vitamin yönünde oldukça zengin menüdür.
Kinoa: Yeni çağın mucize besini Quinoa

Kinoa: Yeni çağın mucize besini Quinoa 

Kinoa: Yeni çağın mucize besini Quinoa

Ülkemizde daha yeni tanınan bir besin. Dünyada ise artık biliniyor ve hatta 2013 yılı Birleşmiş Milletler tarafından Kinoa Yılı ilan edilmiş.

Ülkemizde  henüz üretimi yok ve ithal ediliyor. Güney Amerika’nın Batı Kıyısı’ndaki And Dağları bölgesinde yetişiyor. Peru ve Bolivya’dan ithal edilen Kinoa Avrupa ve Amerika’da birkaç yıldır büyük ilgi görüyor.

Kinoa ilk kimler tarafından kullanmış?

kinoa

Kinoa Latin Amerika’da 7 bin yıl önce İnkalar tarafından yetiştirilmiş bir tahıl türü. Bir dönem Güney Amerika halkı İnkalarının en önemli besin kaynağıymış.  Mayalar ile ilgili araştırmalar sürecinde yeni yeni keşfedilmeye başlanmış ve  Kinoanın sırrı da böylece ortaya çıkmış.

Birçok hastalığı önlediği söylenen kinoa tahılının özellikleri nedir?

Modern tıp Kinoa’yı uzun ve sağlıklı yaşayanları inceleyince daha da yakından tanıdı. Buğdaydan iki misli, pirinçten de çok daha fazla tahıl içeriyor. Susam ailesinden gelen Kinoa aynı zamanda bir magnezyum kaynağı. Tam tahıllarda genelde hayvanlarda bulunan amino asitler yok ya da yok denecek kadar az olup   adeta hayvansal gıda kaynakları kadar değerli tek tahıl. Süt, yoğurt, tavuk, et gibi hayvansal ürünlerde bulunan amino asitler, ayrıca ete yakın hatta filizlendirilmişse etten bile daha kıymetli protein emilim gücü var.  İçerdiği kalsiyum ise bir bardak sütteki kalsiyumdan daha fazla.

kinoa

Kinoanın besin değerleri ne?

100 gram Kinoada 372 kalori var. 5.80 gram yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif içeriyor. Bu nedenle de yağ bakımından fakir. A, B, C, D ve K gibi neredeyse tüm vitaminleri içeren kinoada kolesterol yok. 100 gram Kinoanın bazı türlerinin yüzde 20’si protein ihtiva ediyor. Eğer filizlendirerek kullanılırsa  besin değeri daha da artıyor. Filizlendirilmiş kinoanın gücü etten daha yüksek.

Kinoa’nın bedenimizdeki etkileri nedir?

kinoa

Kinoanın en önemli özelliği süper oksit dismutaz enzimi içermesi. Bu enzim yaşlanmayı geciktiriyor, cildi yıpranmaya karşı koruyor. Doku yenilenmesini sağlarken, serbest radikallerin verdiği zarardan modern yaşamın hücreleri hırpalamasına kadar koruyor. Böylece son zamanlarda sıklıkla görülen kanser hastalığının da önlenmesine yardımcı oluyor. Kinoa içeriğindeki lignin hormonunun sebep olduğu kanser türlerine karşı da koruyor. Meme kanserini önleyici özelliğe sahip; kalbi de kuvvetlendiriyor. Kuersetin adlı madde de kinoayı vazgeçilmez kılıyor. Kuersetin anti oksidan olmasının yanı sıra, bahar alerjilerine karşı da iyi bir destek.

Gluten içermiyor

Gluten tahıllarda bulunan ve un yoğurulduğunda hamura yapışkan formu veren proteindir. Bu sayede hamur maya tutar. Çölyak hastaları glutene karşı alerjiktir. Unlu mamüller tükettiklerinde sorunlar yaşayabilirler. Kinoa gluten içermediği için alerjisi olanların protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor. Gluten içermediği için, gluten alerjisi olanlar için de mükemmel bir besin Gluten rahatsızlığı olanların her şekilde kullanmadan evvel  doktorlarına  danışmalarını tavsiye ederiz.

Kimler tüketiyor ve nasıl tüketilmeli?

kinoa

Kinoa bulgur kıvamında bir tahıl cinsi

Baskın bir tadı ya da kokusu yok. Kendine özgün bir aroması var. Haşlandıktan sonra salatalara eklenerek soğuk da yenilebiliyor. Aynı zamanda sebze, et, balık, tavuk gibi yemeklere hoş bir tat veriyor.

Pilavdan salataya kadar birçok yemeğe yakışıyor. Çorbaların içerisine konulabiliyor. Kavurup iri iri dövüldüğünde müslilere katılabiliyor. Un haline getirilirse, kurabiye, kek, hamur işlerinde, ekmek yapımında kullanılabiliyor. Garnitür olarak ise yemeklere lezzet veriyor. Taze soğan, nar ekşisi, maydanoz, domates ile kısır gibi yapılırsa çok lezzetli oluyor. Kuskus gibi pişirilip hafif sade yağ ile döndürülüp pembeleşene kadar çevirilirse de yemek gibi yenilebiliyor. 

Zengin protein kaynağı olduğu için vegan beslenenler için ideal. Yüksek demir içerdiği için de demir eksikliği nedeniyle kansızlık problemi yaşayanlar kinoayı sıklıkla tüketebiliyor. Kinoa kabızlık çekenlere de tavsiye ediliyor.

NASA tarafından uzun uzay uçuşlarında, mürettebatın beslenmesi amacıyla uzay aracında yetiştirilicek tahıl olarak seçilmiş bilgiside vardır.